Logo

Yayınlar

Türkiye'de Öşür Potansiyeli ve Yoksulluk: Bölgesel Bir İnceleme


Türkiye’nin sahip olduğu güçlü tarımsal üretim kapasitesi, yalnızca ekonomik bir değer üretmekle kalmamakta; aynı zamanda toplumsal dayanışma ve yoksulların ihtiyacının karşılanması açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Tarım ürünlerinin zekâtı olan öşür, tarihsel olarak sosyal adaletin tesisinde ve ihtiyaç sahiplerinin desteklenmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Günümüzde bireysel bir dini vecibe olarak varlığını sürdürmesine rağmen, öşrün sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilmediği görülmektedir. Bu çerçevede hazırlanan “Türkiye’de Öşür Potansiyeli ve Yoksulluk: Bölgesel Bir İnceleme” başlıklı araştırma raporu, Türkiye’deki tarımsal üretim verileri üzerinden öşür potansiyelini bölgesel düzeyde analiz ederek söz konusu potansiyelin yoksullukla mücadeledeki rolünü kapsamlı biçimde ele almaktadır. “Türkiye’de Öşür Potansiyeli ve Yoksulluk: Bölgesel Bir İnceleme” başlıklı araştırma raporumuzda; detaylı şekilde ele alınmakta ve Türkiye’de öşür kurumunun sosyal refahın güçlendirilmesi ve yoksullukla mücadele bağlamında nasıl değerlendirilebileceğine dair kapsamlı bir analiz sunulmaktadır.

Doğal Kaynağa Dayalı Sukuk Modeli Önerisi: Şırnak–Gabar Petrol Gelirleri Örneği


Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirme ve yerli kaynaklarını daha etkin biçimde değerlendirme hedefi doğrultusunda son yıllarda gerçekleştirilen petrol keşifleri, ülke ekonomisi açısından önemli fırsatlar ortaya koymaktadır. Özellikle Şırnak ve Gabar sahalarında gerçekleştirilen petrol üretimi, doğal kaynak gelirlerinin sürdürülebilir finansman modelleri aracılığıyla ekonomiye kazandırılması açısından dikkat çekici bir potansiyel sunmaktadır. Bu çerçevede hazırlanan “Doğal Kaynağa Dayalı Sukuk Modeli Önerisi: Şırnak–Gabar Petrol Gelirleri Örneği” analiz raporu, doğal kaynak gelirlerinin katılım finansı araçları aracılığıyla değerlendirilmesine yönelik kapsamlı bir inceleme ortaya koymaktadır. Bu analiz raporu, Şırnak-Gabar bölgesinde gerçekleştirilen petrol üretim ve satış faaliyetlerinden elde edilen gelirleri dayanak alan sürdürülebilir bir kaynağa dayalı sukuk modelini inşa etme amacını taşımaktadır. “Doğal Kaynağa Dayalı Sukuk Modeli Önerisi: Şırnak–Gabar Petrol Gelirleri Örneği” başlıklı analiz raporumuzda; detaylı şekilde ele alınmakta ve doğal kaynak gelirlerinin katılım finansı araçlarıyla değerlendirilmesine yönelik kapsamlı bir analiz sunulmaktadır.

"Türkiye'de İslam İktisadı ve Finansı Ekosistem Raporu 2024" (İngilizce)


The Islamic economics and finance ecosystem has been receiving increasing global attention, especially over the past 20 years. This growing interest reflects a search for a fairer and more humane alternative system in response to the injustices brought about by the capitalist system. The report titled “The Islamic Economics and Finance Ecosystem in Türkiye 2024 Report”, prepared by İKAM, comprehensively examines the current state and future potential of Islamic economics and finance in Türkiye. The report also presents proposed solutions to the challenges and existing problems within the ecosystem. Its primary aim is to promote greater awareness and accessibility of the Islamic economics and finance ecosystem and the opportunities it offers. In this context, the report’s findings and recommendations serve as an important resource for policymakers, academics, and industry representatives.

Tüketici Boykotuna Karşı Pazarlama Stratejilerindeki Değişim: İsrail'i Destekleyen Markalar Örneği


Tüketici açısından boykot, bireysel satın alma tercihleri aracılığıyla ahlaki, vicdani veya politik bir duruş sergileme fırsatı sunmaktadır. Tüketici boykotları ile, 7 Ekim 2023 sonrası İsrail’e destek açıklamaları yapan markalar kısa sürede hedef hâline gelmişlerdir. Boykotlar neticesinde firmalar yalnızca maddi kayıplarla değil, aynı zamanda ciddi bir itibar zedelenmesiyle de karşı karşıya kalmışlardır. Bu sebeple firmalar boykot çağrılarına karşılık kriz yönetimi stratejileri geliştirmeye ve uzun vadeli itibar yönetimi planlamaları yapmaya başlamışlardır. Bu politika notunun amacı, firmaların boykotun olumsuz etkilerini hafifletmek için izledikleri stratejileri incelemektir. Çalışmanın bulgularına göre, boykotun hedefindeki markaların yerelleşme stratejisiyle kendilerini boykot edilen ülkenin milli kimliğinin bir parçası gibi gösterdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte ilişkisiz olumlu çağrışım çabalarıyla odağı Filistin meselesinden uzaklaştırarak marka imajlarını güçlendirmeye çalıştığı ortaya konulmuştur. Prof. Dr. Ömer Torlak, Prof. Dr. Muhammet Ali Tiltay ve Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Enes Tepe’nin kaleme aldığı çalışmada, söz konusu stratejiler, firmaların vicdani ve ilkesel tavırlar göstermekten uzak, tüketici algısını manipüle edici, ahlaki sorumluluğa aykırı ve salt kendi itibarlarını koruma çabası olarak değerlendirilmektedir. Bu politika notu, söz konusu stratejilere yönelik, manipülatif pazarlama stratejilerine karşı medya okuryazarlığının artırılması, farkındalık kampanyalarının yürütülmesi, tüketici bilincini artıracak STK'ların kurulması, tüketici aktivizminin eğitimlerle desteklenmesi, boykot olmayan markaların ve firmaların listelerinin periyodik olarak güncellenmesi ve firmaların şeffaflık politikalarının zorunlu hale getirilmesi gibi dikkat çekici öneriler sunmaktadır. 

Türkiye'de İslam İktisadı ve Finansı Ekosistem Raporu 2024


İslam iktisadı ve finansı ekosistemi, özellikle son 20 yılda, dünya genelinde giderek artan bir ilgi görmektedir. Bu ilgi, kapitalist sistemin getirdiği adaletsizliklere karşı daha adil ve insani alternatif sistem arayışının bir yansımasıdır. İKAM tarafından hazırlanan “Türkiye’de İslam İktisadı ve Finansı Ekosistem Raporu 2024” İslam iktisadı ve finansının Türkiye’deki mevcut durumunu ve gelecek potansiyelini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Raporda ekosistem içerisindeki zorluklara ve mevcut problemlere yönelik çözüm önerileri de sunulmaktadır. Raporun amacı, İslam iktisadı ve finansı ekosisteminin ve sunduğu fırsatların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak ve bu alandaki farkındalığı artırmaktır. Bu bağlamda, raporun bulguları ve önerileri, politika yapıcılar, akademisyenler ve sektör temsilcileri için önemli bir kaynak teşkil etmektedir.