Logo

Yayınlar

Hukuk Eğitimi Öğrencilerin Görüş ve Deneyimleri


Hukuk eğitimi son yirmi senede yeni açılan fakülteler ve yükselen kontenjanlar nedeniyle hızla genişlemiş; ayrıca her toplumsal tabakadan gelen öğrencilere açılmıştır. Bu hızlı değişim sürecinde, her sene yaklaşık 16 bin mezun veren hukuk fakülteleri ile hukuk meslekleri piyasası arasındaki eski köprülerin vadettiği hızlı, sorunsuz ve kazançlı geçiş artık yaşanmamaktadır. Genç avukatların mesleğe tutunma zorlukları, eski köprülerin artık işlevsiz olduğunun işaretidir. Bu rapor, hukuk sosyolojisi alanında çalışmalar yürüten Dr. Öğr. Üyesi Elyesa Koytak’ın yürüttüğü bir anket araştırmasının temel bulgularını içeriyor. Araştırma, hukuk eğitimiyle meslek arasındaki köprülerin aşındığı güncel bağlamda, hukuk eğitiminin bizzat öğrenciler tarafından nasıl deneyimlendiğine odaklanıyor. Derse katılımdan akademisyenlerle ilişkiye, mesleğe hazırlıktan sosyalleşme örüntülerine, “hukuk nosyonu” tanımlarından Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’na kadar öğrencilerin hayatında olan olgular bütüncül şekilde değerlendiriliyor. Hukuk mezunlarının, hukuk diplomasının öteden beri vadettiği kazanç, itibar ve kariyer gibi toplumsal nimetlere eskisi kadar hızlı erişememesinin nedeni mezun sayısının artması mı? Yoksa yeni mezunları kapsayacak, onları nitelik ve becerilerine göre ilerletecek, yetkinleşme imkanları sunacak meritokratik mekanizmaların eğitim ve meslek piyasalarında olmaması mı? Bu soruların peşinde bu rapor, fakülteler arasındaki prestij hiyerarşisinde halen en tepede olan hukuk fakültesinin ve meslekler arasında halen itibarı yüksek olan hukuk mesleklerinin, kendi işleyiş, dönüşüm, ihtiyaçlarını doğru tanıyarak daha adil ve hakkaniyetli bir hukuk alanının inşa edilmesinde oynayacakları role katkıda sunmayı amaçlıyor.

Filistin'in Görünümü: Verilerle Filistin Toplumu


Filistin, on yıllardır süren İsrail işgalinin altında yaşamaya çalışmaktadır. İşgal yönetiminin yıllardır sürdürdüğü şiddet, 7 Ekim 2023’ten bu yana soykırım boyutuna ulaşmıştır. Bu durum, Filistin sorununun dünya kamuoyunda ses bulmasına neden olmuştur. Filistin’e ve işgal yönetiminin Filistin’deki eylemlerine yönelik sorular artmaya başlamıştır. Yönetimsel, toplumsal ve ekonomikekonomik alanda Filistinlilerin yıllardır karşı karşıya sorunlar neler? İşgal yönetimi Filistin toplumunu nasıl etkilemekte? Filistin toplumu içinde bulunduğu işgal yönetimine hangi yöntemlerle direnmekte? Filistin’in Görünümü adlı bu rapor, Filistin toplumuna yönelik sorulara cevap sunmak amacıyla hazırlanmıştır.   Rapor, 7 Ekim öncesinde Filistin’in sosyo-ekonomik durumunu ve İsrail’in işgal politikalarının Filistin toplumu üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Demografi, ekonomi, eğitim, sağlık, çalışma hayatı gibi temel alanlardaki göstergeler, Filistin toplumunun karşılaştığı yapısal zorlukları ve direncini somut verilerle gözler önüne sermektedir.   Raporda ayrıca, İsrail’in abluka ve yerleşim politikalarının Filistinlilerin günlük yaşamına olan etkisi, diasporadaki Filistinlilerin durumu ve işgalin sosyal yapıya etkileri incelenmektedir.   Filistin Toplumunun Görünümü raporu Türkiye’de Filistin üzerine yapılan çalışmalarda bir kaynak olmayı hedeflemektedir. Filistin’in özgürleşmesinin güç, irade ve bilginin ortaklığına ihtiyaç duyduğu günümüzde bilgi alanındaki en temel ihtiyacı gidermek bu raporun başlıca amacıdır.   Click here to access the English report   Click here to access the Arabic report Filistin, on yıllardır süren İsrail işgalinin altında yaşamaya çalışmaktadır. İşgal yönetiminin yıllardır sürdürdüğü şiddet, 7 Ekim 2023’ten bu yana soykırım boyutuna ulaşmıştır. Bu durum, Filistin sorununun dünya kamuoyunda ses bulmasına neden olmuştur. Filistin’e ve işgal yönetiminin Filistin’deki eylemlerine yönelik sorular artmaya başlamıştır. Yönetimsel, toplumsal ve ekonomikekonomik alanda Filistinlilerin yıllardır karşı karşıya sorunlar neler? İşgal yönetimi Filistin toplumunu nasıl etkilemekte? Filistin toplumu içinde bulunduğu işgal yönetimine hangi yöntemlerle direnmekte? Filistin’in Görünümü adlı bu rapor, Filistin toplumuna yönelik sorulara cevap sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Rapor, 7 Ekim öncesinde Filistin’in sosyo-ekonomik durumunu ve İsrail’in işgal politikalarının Filistin toplumu üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Demografi, ekonomi, eğitim, sağlık, çalışma hayatı gibi temel alanlardaki göstergeler, Filistin toplumunun karşılaştığı yapısal zorlukları ve direncini somut verilerle gözler önüne sermektedir. Raporda ayrıca, İsrail’in abluka ve yerleşim politikalarının Filistinlilerin günlük yaşamına olan etkisi, diasporadaki Filistinlilerin durumu ve işgalin sosyal yapıya etkileri incelenmektedir. Filistin Toplumunun Görünümü raporu Türkiye’de Filistin üzerine yapılan çalışmalarda bir kaynak olmayı hedeflemektedir. Filistin’in özgürleşmesinin güç, irade ve bilginin ortaklığına ihtiyaç duyduğu günümüzde bilgi alanındaki en temel ihtiyacı gidermek bu raporun başlıca amacıdır. Click here to access the English report Click here to access the Arabic report

Okul Öncesi Eğitim


Okul öncesi eğitim, çocukların gelecekteki akademik ve sosyal başarılarının temellerinin atıldığı hayati bir dönemdir. Türkiye'de bu eğitimin önemi giderek artmakta ve Millî Eğitim Bakanlığının stratejik planları ile hükümet politikalarında sıkça vurgulanmaktadır. Bu rapor, Türkiye'de okul öncesi eğitimin tarihsel gelişiminden güncel durumuna, karşılaştırmalı analizlerden temel ihtiyaç ve taleplere kadar geniş bir yelpazede okul öncesi eğitimi incelemektedir. Rapor kapsamında, Türkiye’nin yakın zamanda yaşadığı salgın ve deprem gibi krizlerin okul öncesi eğitime etkisi ve bu konuda alınması gereken önlemlere de yer verilmiştir. Okul öncesi eğitimde etkin aktörlerin rolü, alternatif eğitim yaklaşımları, göçmen çocukların eğitime katılımı ve ahlaki gelişimin temelleri gibi konuların yanı sıra eğitim teknolojisi kullanımından öğretmen eğitimine, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasından öğretmenlerin mesleki gelişiminin desteklenmesine kadar kapsamlı incelemelerle alana dair çok yönlü bir perspektif sunulmaktadır. Rapor, Türkiye'nin eğitim sistemine dair derinlemesine bir anlayış geliştirmek ve okul öncesi eğitimin uzun vadeli etkilerini analiz etmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir referans niteliğindedir. Okul öncesi eğitimin önemine dair farkındalığı artırmak ve bu alanda yapılacak yatırımların doğru alanlara yönlendirilmesi konusunda rehber olmak amacıyla hazırlanan bu rapor, okul öncesi eğitim konusuna ışık tutmayı amaçlamaktadır.  Okul öncesi eğitim, çocukların gelecekteki akademik ve sosyal başarılarının temellerinin atıldığı hayati bir dönemdir. Türkiye'de bu eğitimin önemi giderek artmakta ve Millî Eğitim Bakanlığının stratejik planları ile hükümet politikalarında sıkça vurgulanmaktadır. Bu rapor, Türkiye'de okul öncesi eğitimin tarihsel gelişiminden güncel durumuna, karşılaştırmalı analizlerden temel ihtiyaç ve taleplere kadar geniş bir yelpazede okul öncesi eğitimi incelemektedir. Rapor kapsamında, Türkiye’nin yakın zamanda yaşadığı salgın ve deprem gibi krizlerin okul öncesi eğitime etkisi ve bu konuda alınması gereken önlemlere de yer verilmiştir. Okul öncesi eğitimde etkin aktörlerin rolü, alternatif eğitim yaklaşımları, göçmen çocukların eğitime katılımı ve ahlaki gelişimin temelleri gibi konuların yanı sıra eğitim teknolojisi kullanımından öğretmen eğitimine, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasından öğretmenlerin mesleki gelişiminin desteklenmesine kadar kapsamlı incelemelerle alana dair çok yönlü bir perspektif sunulmaktadır. Rapor, Türkiye'nin eğitim sistemine dair derinlemesine bir anlayış geliştirmek ve okul öncesi eğitimin uzun vadeli etkilerini analiz etmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir referans niteliğindedir. Okul öncesi eğitimin önemine dair farkındalığı artırmak ve bu alanda yapılacak yatırımların doğru alanlara yönlendirilmesi konusunda rehber olmak amacıyla hazırlanan bu rapor, okul öncesi eğitim konusuna ışık tutmayı amaçlamaktadır.

Para Politikası Raporu


Türkiye, 1970 ile 2000 yılları arasında yüksek enflasyonla mücadele ederek 2000'li yılların başında uyguladığı politikalarla bu sorunu büyük ölçüde çözmüş olsa da 2013'ten itibaren yeniden yüksek enflasyon sorunuyla karşı karşıya kalmıştır. COVID-19 salgını ve küresel ekonomik dalgalanmalarla beraber artan borç stoku ve jeopolitik riskler enflasyonu önemli ölçüde yükseltmiştir. Bu rapor, Türkiye’nin yüksek enflasyonla mücadelede izlediği para politikalarını ve bunların etkilerini mercek altına almaktadır. Ayrıca, sosyal adalet, ekonomik istikrar ve sürdürülebilir kalkınma perspektifinden İslam ekonomisinin sunduğu çözümleri de tartışmaktadır. Öneriler bölümünde, piyasa mekanizmalarının düzgün işlemesi, dolarizasyon sorunlarının çözümü ve enflasyonla mücadelede iletişimin önemi vurgulanmaktadır. Stratejik ve seçici fiyat kontrolleri, kârın ve riskin paylaşıldığı finansal ürünlerin geliştirilmesi gibi politikalar önerilmektedir. Rapor, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesinde izlenen yolları ve elde edilen sonuçları anlamak isteyen herkes için kapsamlı bir rehber sunmaktadır.  Türkiye, 1970 ile 2000 yılları arasında yüksek enflasyonla mücadele ederek 2000'li yılların başında uyguladığı politikalarla bu sorunu büyük ölçüde çözmüş olsa da 2013'ten itibaren yeniden yüksek enflasyon sorunuyla karşı karşıya kalmıştır. COVID-19 salgını ve küresel ekonomik dalgalanmalarla beraber artan borç stoku ve jeopolitik riskler enflasyonu önemli ölçüde yükseltmiştir. Bu rapor, Türkiye’nin yüksek enflasyonla mücadelede izlediği para politikalarını ve bunların etkilerini mercek altına almaktadır. Ayrıca, sosyal adalet, ekonomik istikrar ve sürdürülebilir kalkınma perspektifinden İslam ekonomisinin sunduğu çözümleri de tartışmaktadır. Öneriler bölümünde, piyasa mekanizmalarının düzgün işlemesi, dolarizasyon sorunlarının çözümü ve enflasyonla mücadelede iletişimin önemi vurgulanmaktadır. Stratejik ve seçici fiyat kontrolleri, kârın ve riskin paylaşıldığı finansal ürünlerin geliştirilmesi gibi politikalar önerilmektedir. Rapor, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesinde izlenen yolları ve elde edilen sonuçları anlamak isteyen herkes için kapsamlı bir rehber sunmaktadır.

İktisat İzleme Raporu 2023


2023 yılı, Türkiye ekonomisi açısından birçok yönden belirleyici olmuştur. Jeopolitik gerginlikler, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kesintiler ve sürekli yükselen enflasyon oranları gibi karmaşık dinamikler altında Türkiye’nin ekonomik yapısal dönüşümü ve büyüme çabaları ele alınmıştır. İktisat, finans ve politika alanlarında akademisyenler uzmanlaşmış ve sektör profesyonelleri tarafından hazırlanan bu rapor, Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu, karşılaştığı zorlukları ve gelecek fırsatlarını analitik bir çerçevede sunmaktadır. Bu çalışma, makroekonomik göstergeler, sektörel analizler ve politika önerileri içererek Türkiye’nin ulusal ve uluslararası ekonomik senaryolarda nasıl pozisyon alması gerektiği üzerine stratejik önerilerde bulunmaktadır. Rapor, ayrıca Türkiye’nin ekonomik büyümesine ivme kazandıran faktörleri ve bu süreçte karşılaşılan engelleri detaylı bir şekilde ele almakta, ekonomi yönetiminin politika tercihlerini ve bu tercihlerin sosyoekonomik etkilerini irdelenmektedir. Özellikle işgücü piyasası, enflasyon dinamikleri, kamu maliyesi ve dış ekonomik ilişkiler gibi konulara odaklanılarak, Türkiye ekonomisinin kısa ve orta vadeli makroekonomik trendleri değerlendirilmekte ve bu trendlerin global ekonomik çevreyle etkileşimleri analiz edilmektedir. Raporda, Türkiye ekonomisinin kapsamlı bir değerlendirmesini yapmakta ve bu süreçte karşılaşılan zorluklarla birlikte, uygulanabilecek politika önerilerini de içermektedir. Türkiye’nin geleceğine yön verecek bilgiler içere bu rapor, akademisyenler, politika yapıcılar, ekonomistler ve stratejik karar vericiler için değerli bir kaynak niteliğindedir.  2023 yılı, Türkiye ekonomisi açısından birçok yönden belirleyici olmuştur. Jeopolitik gerginlikler, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kesintiler ve sürekli yükselen enflasyon oranları gibi karmaşık dinamikler altında Türkiye’nin ekonomik yapısal dönüşümü ve büyüme çabaları ele alınmıştır. İktisat, finans ve politika alanlarında akademisyenler uzmanlaşmış ve sektör profesyonelleri tarafından hazırlanan bu rapor, Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu, karşılaştığı zorlukları ve gelecek fırsatlarını analitik bir çerçevede sunmaktadır. Bu çalışma, makroekonomik göstergeler, sektörel analizler ve politika önerileri içererek Türkiye’nin ulusal ve uluslararası ekonomik senaryolarda nasıl pozisyon alması gerektiği üzerine stratejik önerilerde bulunmaktadır. Rapor, ayrıca Türkiye’nin ekonomik büyümesine ivme kazandıran faktörleri ve bu süreçte karşılaşılan engelleri detaylı bir şekilde ele almakta, ekonomi yönetiminin politika tercihlerini ve bu tercihlerin sosyoekonomik etkilerini irdelenmektedir. Özellikle işgücü piyasası, enflasyon dinamikleri, kamu maliyesi ve dış ekonomik ilişkiler gibi konulara odaklanılarak, Türkiye ekonomisinin kısa ve orta vadeli makroekonomik trendleri değerlendirilmekte ve bu trendlerin global ekonomik çevreyle etkileşimleri analiz edilmektedir. Raporda, Türkiye ekonomisinin kapsamlı bir değerlendirmesini yapmakta ve bu süreçte karşılaşılan zorluklarla birlikte, uygulanabilecek politika önerilerini de içermektedir. Türkiye’nin geleceğine yön verecek bilgiler içere bu rapor, akademisyenler, politika yapıcılar, ekonomistler ve stratejik karar vericiler için değerli bir kaynak niteliğindedir.