Logo

Eğitim Giderleri Açısından Merkezi Yönetim Bütçesi

Kategori: Politika Notları Tarih: 02 Nisan 2021

Yazarlar

Özet

İLKE Vakfı olarak Türkiye’de eğitim alanının güçlenmesini sağlayacak çalışmalar yaparak bütün dünyada eğitimde fırsat eşitliğinin ve adaletin sağlanmasına katkı sunacak bir birikim oluşturmak üzere kurduğumuz Eğitim Politikaları ve Araştırma Merkezi (EPAM) yayımladığı politika notlarına bir yenisini daha ekledi! Kadir Şafak Sağ, “Eğitim Giderleri Açısından Merkezi Yönetim Bütçesi: Mevcut Durum ve Politika Önerileri” başlıklı politika notunu, İLKE Vakfı için kaleme aldı.

Devlet idarelerine ait geliri ifade eden Merkezi Yönetim Bütçesinin son beş yılına baktığımızda giderlerin bir önceki yılın enflasyon oranının üzerinde bir artış göstermiştir. Bu durum, bütçeyi elde eden kamu kurum ve kuruluşları için olumlu olsa da devletin bütçe dengesini bozmaktadır. Bakanlıklar, merkezi yönetim ve çeşitli gelirlerle elde ettikleri bütçelerini; personel giderleri, SGK giderleri, mal ve hizmet alım giderleri, cari transferler ve sermaye giderleri gibi kalemlerde kullanmaktadır. Bakanlıkların bütçeleri karşılaştırılırken maaş ve SGK giderleri dışındaki bütçelerini karşılaştırmak daha sağlıklı olacaktır. Bu doğrultuda, Merkezi Yönetim Bütçesinde en büyük payın eğitime ayrıldığını söylemek mümkündür. Ancak bakanlıkların personel sayıları ve hizmet verdikleri grubun mevcudu göz önünde bulundurulduğunda, Millî Eğitim Bakanlığı, yaklaşık 1.100.000 personel ve 18 milyonun üzerinde öğrenci sayısı ile doğrudan hizmet ettiği nüfus en yüksek bakanlıktır. Bu çalışmada, Merkezi Yönetim Bütçesi verilerinden hareketle MEB bütçesi incelenmiş ve Türkiye’de eğitimin gelişmesinin önündeki engellerden biri olan eğitim bütçesinin yeniden ele alınması için somut politika önerileri sunulmuştur.
 

İlgili İçerikler

Eğitim İzleme Raporu 2025

Eğitim, modern toplumların inşasında bireysel refahın artırılması, sosyal hareketliliğin sağlanması ve ulusal ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği adına tarihsel açıdan en stratejik araçlarından biri olarak kabul edilir. Bu nedenle eğitim sistemlerinin çıktıları ile işgücü piyasasının ihtiyaçları arasındaki ilişki, toplumlarda giderek daha fazla önem kazanıyor. Türkiye’de her yıl milyonlarca gencin mezun olarak işgücü piyasasına katılması, bu ilişkinin niteliğini daha da kritik hale getirmekte ve eğitim ile istihdam arasındaki uyuma yönelik tartışmaları yoğunlaştırmaktadır.Eğitim İzleme Raporu, Türkiye’de eğitim sisteminin mevcut durumunu çok boyutlu bir çerçevede resmi veriler ışığında ele alıyor ve yıllık gelişmeleri izleyerek değerlendiriyor. Bu yıl raporun odağında eğitim-istihdam ilişkisi yer alıyor; eğitim sisteminin çıktıları, işgücü piyasasının talepleri ve bu iki alan arasındaki uyum güncel veriler ve uluslararası karşılaştırmalar ışığında inceleniyor.Rapor; okul öncesinden yükseköğretime, finansmandan eğitim ortamlarına, öğretmenlik mesleğinden eğitimdeki eşitsizliklere uzanan 12 bölümle Türkiye’de eğitimin kapsamlı bir görünümünü sunuyor. Her bölümde mevcut durum analiz ediliyor ve politika önerileri geliştiriliyor. Politika yapıcılar, araştırmacılar, eğitimciler ve eğitim gündemine ilgi duyan herkes için kapsamlı bir referans kaynak olan bu rapor, eğitim alanındaki tartışmalara veri temelli bir zemin kazandırıyor.

05 Mayıs 2026

Türkiye'de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu

Türkiye’de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersinin 4. sınıftan itibaren okul programlarında yer alması ve ilk üç sınıfta böyle bir derse yer verilmemesi, ilkokullarda din eğitimine erişim açısından önemli bir sınırlılık oluşturuyor. Bu sınırlılığın gerekçe ve sonuçlarının sağlıklı analizi, meselenin çok yönlü biçimde ele alınmasını gerekli kılıyor.Bu analiz raporu, DKAB dersinin verilmeye başlandığı sınıf düzeyine ilişkin mevcut uygulamayı tarihsel, hukuki ve pedagojik boyutlarıyla inceliyor. Bu bağlamda, söz konusu sınırlılığın açık bir hukuki ya da bilimsel gerekçeye dayanmadığı; uluslararası uygulamalar ve gelişim psikolojisi bulgularının ise erken çocukluk döneminde din ve ahlak eğitiminin uygun pedagojik yaklaşımlarla verilebileceğine işaret ediyor.Rapor, mevcut yaklaşımı sorgulayarak ilkokulda din eğitimine erişim sorununu çok boyutlu biçimde değerlendiriyor ve eğitim politikalarına yönelik uygulanabilir öneriler sunuyor.Rapor tanıtımı EPAM Direktörü Prof. Dr. Ayhan Öz moderatörlüğünde; raporun yazarı Prof. Dr. Recep Kaymakcan tarafından gerçekleştirilecektir.Türkiye'de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim SorunuTarih: 5 Mayıs 2026, SalıSaat: 18:00Konum: İLKE VakfıKayıt için:

Eğitim İzleme Raporu 2025’in Sunumu Gerçekleşti

İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından hazırlanan Eğitim İzleme Raporu 2025, 22 Nisan 2026 tarihinde kamuoyuna tanıtıldı. Rapor; Türkiye’de eğitimin güncel durumunu çok boyutlu bir perspektifle analiz ediyor. Genel görünümden eğitimde eşitsizliklere, okul öncesinden yükseköğretime uzanan 12 farklı bölümde mevcut tabloyu ortaya koyarken; sistemin güçlendirilmesine yönelik somut politika önerileri sunuyor. İLKE Vakfı YouTube kanalında canlı yayımlanan programda, EPAM Direktörü Prof. Dr. Ayhan Öz, raporun hazırlık süreci, veri kaynakları ve öne çıkan bulgulara ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Eğitim-istihdam ilişkisi ekseninde kurgulanan rapor kapsamında; başta eğitim sisteminin çıktıları ile işgücü piyasasının talepleri arasındaki uyumu değerlendiren veriler olmak üzere, eğitim sisteminin genel görünümüne dair kapsayıcı bir çerçeve sundu. Rapor sunumunun ardından; MEB Danışmanı Erol Erdoğan ve Dr. Öğr. Üyesi Kurtuluş Öztürk raporu farklı boyutlarıyla değerlendirdiler. Program, izleyicilerden gelen soruların cevaplandığı oturumla neticelendi. Raporu incelemek için: https://ilke.org.tr/tr/yayin-detay/egitim-izleme-raporu-2025Youtube Canlı Yayın: https://www.youtube.com/watch?v=O3ODkWZr-YA