İslam İktisadında Güncel Yaklaşımlar

6 Eylül 2018

Faiz temelli modern ekonomik sisteme alternatif olarak İslam iktisadının yeniden canlandığı dönemlerde yaşadığımız için çok şanslıyız. Her geçen gün yeni araştırmalar yapılıyor, akademik makaleler yazılıyor, merkezler kuruluyor, yeni kitaplar basılıyor ve yeni dergiler ortaya çıkıyor. Pek tabii İslam iktisadı alanındaki fikri gelişmenin pratikteki tezahürü de takdire şayan. Finans uzmanları ve İslam alimleri, özelde Müslüman toplum genelde ise insanlık için pratik çözümler üretmek ve onları modern kapitalist sistemin tehditlerine karşı koyabilir hâle getirmek maksadıyla yıllardır birlikte çalışıyor. Şükür ki bu konuda başarılı oldular ve böylece İslami bankalar ortaya çıktı. Konvansiyonel bankalar faizsiz işlemler yapmaya başladı ve konvansiyonel ürünlerin İslami alternatiflerine (tekafül, murabaha, mudaraba gibi) talep çok ciddi oranda arttı.

İslam iktisadı disiplinindeki umut vaat eden tüm bu gelişmeler pek tabii birtakım zorluklar ile ortaya çıktı. Yeni araştırmalara rağmen alanın belli başlı konularında hâlâ dikkate değer bir ayrılık yer alıyor. Yeni düşünceler saha içinde halihazırda var olan düşüncelere yaklaşmak yerine bu fikirlerle tümüyle ters düşüyor. Bu sebepten ötürü birleşik, yekpare bir İslam iktisadı tanımı henüz ortaya çıkmadı. Alanı yeni tanıyan kişiler ise İslam iktisadı hakkında fikir sahibi olmadan önce birbiriyle çatışan düşüncelerin tuzağına düşüyor.

Öncelikle İslam iktisadı disiplininin genel manada kavranması için okuyucuya İslam iktisadındaki güncel yaklaşımları tanıtmakta fayda var. Tüm bu yaklaşımlar kendi hususiyetlerini arz etseler de bazı ortak özellikleri bulunmaktadır. İslam iktisadı yaklaşımlarının ortaya çıkış tarihleri birbirinden farklıdır. Bu yaklaşımlardan bazıları erken dönem İslam ekonomistlerine kadar uzanabilirken, bazıları bu disiplinin gelişimine paralel olarak ortaya çıkmıştır.

İlk yaklaşım, İslam iktisadını, İslam hukuku kaynaklarındaki iktisadi hayata dair her bir âmil/birey için olduğu kadar içinde milyonlarca benzer birey bulunan ekonomiyi yönetmeyle ilgili emir ve ilkelerin bir derlemesi olarak ele alır. Bu sebeple basitçe, bu yaklaşım hem bireysel hem toplumsal hayata Kur’an ve sünnet rehberliği gözetilerek hükmedilmesini gerektirir. Bir başka ifadeyle, İslam iktisadının şeriatın iktisatla alakalı doktrinlerinin bilgi ve uygulaması olduğunu ileri sürer. Bu yaklaşıma göre ilk basamak birey ve toplumun iktisadi hayatını dikkate alarak hükümleri ortaya koymaktır. Allah’ın emirleri İslam dininin etik prensipleri üzerine oturmuş iktisadi teori oluşturmak üzere kullanılır ve bu teoriler, insanlığın iktisadi problemlerini çözmede uygulanabilir araçlar geliştirme bağlamında şekillenir. Süreç, iktisadi problemlerde insanlara yol gösteren fıkıhçılar tarafından genel prensiplere çevrilmiş ve eşzamanlı reel iktisadi hayatta uygulanmak üzere olan çeşitli iktisadi teoriler ve politikaya dönüştürülmüş prensiplerin Kur’an ve sünnetten edinilmesi şeklinde özetlenebilir. En basit örnek Kur’an ve sünnette icap ettirilen faizin yasaklanması olabilir. Yasağın ardından ikinci adımda İslam hukuku bu yasağı işlemlerde uygulanabilir ve uygulanabilir olmayan diye ikiye ayırarak genel bir prensibe çevirir. Son olarak da İslam iktisatçıları, fıkıhçıların verdiği onaya uygun olarak Kur’an ve sünnet prensibine dayalı faizsiz işlem gören banka ürünü oluşturmak için emek sarfederler.

Bir başka doktrin ise İslam iktisadının, Kur’an ve sünnetten edinilen mutlak hükümlerden ve günlük hayatta uygulanacak bazı prensiplerin Kur’an ve sünnete dayalı olması gerektiğinden daha kapsamlı bir disiplin olduğunu öne sürüyor. Bu görüş bunlar yerine İslam iktisadının İslam’daki iktisadi amaçların bir çalışması ve bu amaçlara ulaşmak için mümkün bir vasıta olduğunu iddia ediyor. Bu sebeple İslam iktisadı şeriattaki bazı kuralların mutlak uygulaması olmak yerine İslam’ın amaçlarına ulaşma yolundaki birey ve toplumun iktisadi hayatının yönetimidir. Bu nedenle bu görüş İslam iktisadını hedef odaklı bir disiplin olarak destekler. Hafas Furqani’nin (2018) dikkat çektiği üzere Umer Chapra’ya (1996) göre bu amaçlar İslam iktisadı biliminde aynı zamanda bahsi geçen hedefler ile algılanmış hayatın ideallerine ulaşmada insana yardımcı bir paradigma olarak davranır.

Bununla birlikte birlikte ortaya çıkan üçüncü yaklaşım İslami bir birey olarak Müslümanın ekonomik yaşamı konusundaki rolünü sınırlar. Bu yaklaşım öbürlerine nispetle kısıtlı kaynaklar arasında karar veren Müslüman davranışındaki en dar ve salt çalışma alanına sahip olandır. Furqani’nin (2018) belirttiği üzere İslam iktisadında insan davranışı; insan doğasındaki kavrayış farklılıkları, kişinin misyonu ve hedefleri gereği farklıdır. Bu sebeple onlar farklı mikro-kurumlar ve İslam iktisadı için farklı hedefler öneriyorlar. İktisadi bireyin farklı olan kavrayışı, mantıklı olarak farklı düşünce çerçeveleri ve analizlerine sebebiyet veriyor. Basitçe söylemek gerekirse, İslam iktisadı düşüncesinde bu yaklaşım iktisadi bireyi materyalist birey olarak görmek yerine ütopyacı bir Müslüman olarak sunuyor. Modern ekonomi, iktisadi bireyin kârını maksimize eden ve maddi refahını gözeten biri olduğunu varsayarken, İslam iktisadı yaklaşımında bu varsayım ideal Müslümanın temsilci bir iktisadi birey olarak İslam doktrinine bağlı olduğu şeklinde modellenir. Bu sebeple ekonomideki temsilci iktisadi bireye bağlı olan aksiyomların değişmesiyle mikro düzeydeki kurumlar değişiklik arz eder. Varsayımlardaki bu alt bölümlere ayrılma, farklılaşma hâli pek tabii makroekonomik seviyeye de yansır. Kapitalist sistemdeki iktisadi birey faize yönlenip kârını maksimize edebilirken, İslam iktisadındaki iktisadi birey tam tersine Müslüman dostuna yardımseverlik ve kardeşliğin davranışsal karakterini yansıtır.

Kesin olarak söyleyebiliriz ki bazı ekonomistler önceki yaklaşımlarla farklılaşsa da aralarında en ihtilaflı olanı üçüncü yaklaşımdır. Bu yaklaşımın destekleyicileri, İslam iktisadı çalışmalarındaki yaklaşım ve normların İslami yaklaşımla inşa edilerek çalışmanın odak noktasının tüm insan davranışı olması gerektiğine inanılır. Bu durumun en iyi özetini Ebu'l Ala Mevdudi’de bulabiliriz; “İslam, hayatın iktisadi boyutundaki insan iktisadının temellerini şekillendiren tabii prensiplerin varlığını kabul eder ve sadece, devlete bel bağlamayıp yüksek seviyede ahlâkî öğreti ve az miktarda dış güç tedbiri ile yanlış olan ve insanların takip ettiklerinde şeytani heveslerin kurbanı olacakları prensipleri ortadan kaldırır.”

Temsilci iktisadi bireye dair olan ütopyacı konsept, İslam’ın sadece Müslümanlara değil tüm insanlığın yararına olan bir sistem olduğu iddiası hususunda yetersiz kalıyor. İktisadi bireye dair aksiyom kurmada ideal İslami özelliklere baktığımızda iki problemle karşılaşıyoruz. İlk olarak, bu yaklaşım kendi analizi çerçevesinde sadece İslam doktrinlerini takip eden davranış biçimini alana dahil ederek alanın kapsamını Müslümanlara indirgiyor. İkinci olarak, iktisadi birey olarak ideal Müslümanın konjonktürü, iktisat alanını pratik dünyadan alıp gerçek hayattaki iktisadi birey davranışıyla bir bağlantısı olmayan ütopik dar bir çerçeveye hapsediyor.

***
Contemporary Perspectives in Islamic Economics

We are lucky to live in times when the interest in a system an alternative to contemporary economic system i.e. Islamic Economics is reviving. With each passing day new researches are being produced, academic articles are being written, centers are being set up, new books are being published and newer journals are emerging. The practical manifestation of this development of ideas in Islamic economics has also been commendable. Financial pundits and Islamic scholars have put their heads together for years to draft out practicable solutions for the Muslim community in specific and humanity in general and enable them counter the menace of the contemporary capitalist system. Fortunately, they have been successful to an extent; hence Islamic banks have appeared, traditional banks have started riba-free operations and demand for Islamic alternatives to traditional products (e.g. takaful in insurance & murabaha & mudaraba in banking) have surged.

While all this development in the discipline of Islamic Economics is promising, it has not come without challenges. Despite newer researches, a considerable gap still exists in certain dimensions of the field and the newer ideas have helped to create diametrically opposing opinions within the field instead of bringing existing ones closer. Resultantly, a unified definition of the discipline of Islamic Economics is yet to appear and a new learner gets trapped in the labyrinths of contending opinions before getting an idea of what Islamic Economics is.

It must hence be worthwhile to present before the readers an overview of contemporary perspectives in Islamic Economics in order for them to have a general understanding of the discipline of Islamic Economics. While these perspectives have their own peculiarities, they have some common features too. They have an interesting dimension with respect to time. While some of them can be traced back to early Islamic economists others have just started to appear hence to some extent one can make a timeline of the development of this discipline parallel to the development of these perspectives.

The first perspective treats Islamic economics as a collection of commandments and guidelines laid down in Islamic sources of law for management of economic life both of a single economic agent as well as of a whole economy where millions of similar economics agents live. Hence, in simple words, this approach means calls for governing the life of both an individual and a society by seeking guidance from the Quran and Sunnah. Ultimately proponents of this view suggest Islamic Economics to be the knowledge and application of Shariah doctrines relating to economics. The first step according to this perspective is tracing out the rulings regarding the economic life of an individual and a society. This list of commandments is then used to drive out economic theories that are grounded in ethical principles of the religion, Islam. These theories are shaped in a context of devising practicable tools for solving economics problems of human beings. The process can be summarized as a derivation of principles from Quran and Sunnah governing human economic matters, which are translated into general principles by the jurists and then transformed into various economic theories and policies to be applied in the real economic life of the concurrent time. The simplest example can be that of the prohibition of riba as entailed in the Holy Quran and Holy Sunnah. Islamic jurisprudence translates it into general principles as in which transactions it applies and in which it does not. Finally, Islamic economists put their effort into creating an riba-free banking products in line with the principles laid by the Quran and Sunnah and in conformity with rulings given by jurists.

Another doctrine proposes Islamic economics as a discipline to be broader than mere acquisition of some laws from Holy Quran and Sunnah and derivation of some principles to be applied in practical life based on them. This view instead suggests that Islamic Economics is a study of Economic objectives in Islam and the possible means to achieve those objectives. Hence Islamic Economics is not a mere application of some rules from Shariah. It instead is the management of economic life of individuals and a society in a way as to achieve the objectives of Islam. Hence this viewpoint advocates Islamic Economics as a goal-oriented discipline. As Hafas Furqani (2018) notes, these objectives according to Umer Chapra (1996)also, act as a paradigm in Islamic economics science in such a way as to assist human beings in achieving the ideals of life as perceived by those goals.

Yet there appears a third perspective that limits its role to the study of the economic life of an Islamic individual i.e. a Muslim. This by far has the narrowest domain and hence mere studies the behavior of a Muslim in making choice among scarce resources. As Furqani (2018) notes, the concept of human behavior in Islamic Economics is somewhat different due to differences in the conception of the nature of the nature of man, his mission and goal of life. Hence they propose different micro-foundations and a different scope for Islamic Economics. This different conception of an economic agent logically leads to different frames of thought and analysis. In simple words, this perspective of Islamic Economic thought presents a utopian Muslim instead of a materialist individual as an economic agent. While contemporary economics assumes an individual economic agent to be one that seeks his material welfare and maximizes his profit. This perspective in Islamic Economic thought models an ideal Muslim who adheres to Islamic doctrines as a representative economic agent. This hence changes the micro foundations of the field by changing the axioms related to representative economic agents in the economy. The ramifications of changes in assumptions are hence reflected on the macroeconomic level too. While economic agents in the capitalist system will be steered by self- interest and will maximize their profits, an economic agent in an Islamic economy on contrary will reflect behavioral traits of benevolence and brotherhood for fellow Muslims in the economy.

Conclusively, while some economists differ with the former perspectives the third one by far has been the most controversial one. The opponents believe that the focus of Islamic economics study should be the behavior of all human beings in general; only the solution, approach, and norms should be built in Islamic perspective. It probably has best been summarized by Abul Ala Maududi who notes; “Islam recognizes all those natural principles on the economic side of life which have always formed the foundation of the human economy, and it abolishes only those wrong principles, not by reliance on the state but through the maximum of moral instruction and a small measure of external force, which mankind follows when it falls a victim to satanic desires”.

The utopian conception of a representative Economic agent makes us fall short of Islam’s claim to have a system of Economics that serves all humanity and not just Muslims. Looking for ideal Islamic traits in making axioms about an individual economic agent has two problems. It firstly reduces the scope of the field to the Muslims by including only the behavior of individuals following Islamic doctrines in its analysis. Secondly, the conjecture of an ideal Muslim as a representative economic agent takes the field from a practicable sphere to a utopian demesne that hardly correlates with the behavior of economic agents in real life.

KURULUŞLARIMIZ