Hak'la Kal Önerisi

30 Kasım 2013 Cumartesi 18:00
Takvime ekle!
İSAM Konferans Salonu

İLEM (İlmî Etüdler Derneği) ve İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği ortaklığında yürütülen "İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi" kapsamında "Ahlâkın Temeli Üzerine Konuşmalar" dizisinin beşincisi 30 Kasım Cumartesi 18.00’de İSAM Konferans Salonu’nda Prof. Dr. Cafer Sadık Yaran’ın "Hak’la Kal Önerisi" başlıklı konuşmasıyla devam ediyor.

Hiçbir şeyin sabit kalmadığı ve hızla değiştiği günümüzde ahlâkın temelinden bahsetmek mümkün müdür? Zira değişime uğrayan veya uğratılan şeylerden biri de ahlâktır. Ahlâktaki değişimin günümüzdeki yaygın yönü –küresel etik dışında- büyük teorilerin ve temellerin zıddına küçülmek ve daralmaktan yanadır. Yaygın ahlâk anlayışını teşkil eden postmodern ahlâk, kültürel ve kişisel düzeyde rölatif, göreleşmiş, bireyselleşmiş ve küçülmüş bir ahlâktır. İşte bu sebeple modern dönemde temel aramak diye bir kaygı bulunmamaktadır. Çünkü küçük, bireysel ve öznel bir ahlâk olacaksa bunun için çok fazla sağlam ve derin bir temel aramaya gerek yoktur. Pre-modern dönemin daha kuşatıcı ve büyük dini ahlâkları da postmodern süreçle birlikte daha da küçülerek alt kültür ahlâkları ve hatta kişisel ahlâk kırıntıları olma sürecine girmiştir.
Peki, bu durum karşısında biz ne yapacağız? Bizim temeli üzerine konuşacağımız ahlâk, Batı’nın eğilimleri ve yönelişine ya da başka bir deyişle çağın ruhuna uyarak küçülecek, küçük bir ahlâk mı olacak, yoksa aksine her zamankinden daha büyük bir ahlâk mı olacak? Bana göre cevap, hiç kuşkusuz ikincisidir. Büyük, çok daha büyük, postmodern ahlâktan da, modern ahlâklardan da, pre-modernlerden de büyük bir ahlâk hedeflemek ve temelini de bu büyüklüğe uygun şekilde atmaya çalışmak gerekmektedir.

Buna göre, şimdilik kendisi değil sadece temeli üzerinde konuşacağımız ahlâk binamız, kişisel ahlâk olmanın çok ötesinde, sınıf ahlâklarının ve geniş kitle ahlâklarının da ötesinde, bütün insanları ve onların tabii ve kültürel çevrelerini kuşatacak büyüklükte olmalıdır. O halde, temeli üzerine konuşulacak ahlâk, birinci olarak, merkezinde İslam ve Müslümanlar olmakla birlikte (ümmet-i icabet), bütün dinler ve kültürlerden bütün insanları (ümmet-i davet) kuşatacak büyüklükte olacaktır. Kısacası, ahlâk, güzel ahlâk olmakla birlikte sadece güzel olmakla kalmayacak, "büyük güzel ahlâk" olacaktır.

Ahlâkın temelleri sorusunun cevabı olarak, iyiliğinden asla şüphe edilemeyecek olan, başka bir deyişle kendisine kötülük bulaşmamış olan "salt iyi", yahut "saf iyi" bir kaynağın olup olmadığını arayacağız. Ahlâkın biri içimizdeki saf iyiyi teşkil eden “vicdan” diğeri de aşkın saf iyiyi temsil eden "Tanrı" olmak üzere iki asli temeli bulunduğunu iddia edeceğiz. Bu itibarla konuşmada “vicdan”ın ve Tanrı’nın hangi yönlerden ahlâkın temeli olduğu hususu üzerinde duracağız. Ahlâkın iki asli temelinin dışında dışsal tali temelleri de bulunmaktadır. Bunlar, "iyi aile", "erdemli toplum", "şanlı tarih" ve "musahhar tabiat"tır. Böylece ahlâkın asli ve tali temelleri ele alınarak bunların ahlâkı temellendirme hususunda nasıl bir fonksiyon icra ettikleri hususu üzerinde durulacaktır.

Böylesine çoklu temel üzerine inşa edilecek "büyük güzel İslam ahlâkı", Müslümanların ahlâkını büyük ölçüde garanti edebileceği ve onları “iyilik yarışı” ödevinde birinciliğe taşıyabileceği gibi, küresel etikçi hatalara düşülmediği takdirde, küresel etik ihtiyacına da karşılık gelebilir.

KURULUŞLARIMIZ